Asimov’u anmak


Veri madenciliği üzerine çalıştıkça, insanlık adına korkularım artıyor.

Veri madenciliğinin temel kavramı, verilerden, insanın çıkaramayacağı sonuçları algoritmalar ve bilgisayarların aptal hızı sayesinde çıkarmak. Farkında olunmaya kalıpları bulup yararlanılabilir hale getirmek.

En ileriye giden algoritma nöral networkler. Temel mantığı, aptal bilgisayarların her zaman yaptığı gibi, kaba kuvvete dayalı. Detaya girmeden açıklayacak olursak, tamamen rassal birtakım atışlarla yola çıkıyor sistem… Sonra da her adımda hatasını ölçerek düzeltme yapıyor. Her adımda biraz daha her adımda biraz daha doğru modele yaklaşıyor.

Bebeği düşünün. Yürümeyi öğrenmeye çalışırken… Yanlış yapıp düşüyor. Düşüyor. Düşüyor. Düşüyor. Ama her seferinde azıcık daha iyi yapıyor işi. Mesela bir an ayaklarının üzerinde durmayı başarıyor. Biraz daha uzun duruyor. Biraz daha uzun duruyor. Adım atar gibi bir harekete kalkışabiliyor vb. Nöral networkler sayesinde, makineler de insan gibi öğrenmeye doğru gidiyor. Zaten sistemin bu adı almasının sebebi de, temelinin beyindeki nöronların çalışma mekanizmasına dayanması.
Her geçen gün bilgisayarlar insanın iyi yaptığı bir işi daha insandan daha iyi yapmaya başlıyor. Tüm dengeleri alt üst edecek bir şey bu. Zaten ediyor da, o depremin sürekli içinde yaşadığımız için fark edemiyoruz.

Roma’nın köleleri vardı ya. Günümüzün köleleri bilgisayar ve bağlantılı elektronik gereçler. Ülkelerin ekonomilerine, uluslararası güçlerine vb. benzer bir etkisi var.

Neyse ki yasa koyma yetkisi insanda. Romadaki kölelerin oy hakkı yoktu. Tabii ki köleliği savunmuyorum, ama iş makinelere gelince, onlar köle kalsalar iyi olur.

Asimov’un onlarca sene önce robotlarla ilgili yazdığı romanlarındaki tüm robotlara işlenen en temel üç yasayı hatırlayan var mı?

Yok, hazır lokma olarak vermeyeceğim. Merak eden araştırsın. : )

Farklı bir dünyada yaşıyoruz. The Economist’in bir makalesinin girişinde okumuştum, geleceği tahmin etmek için geleceğe bakmayın, dünyanın farklı ülkelerine bakın diyordu. Çoğu ülkede gelecek ütopyası olan şeyler bazı ülkelerde yaşanır hale gelmiş durumda. Çok coğrafyalı bir dünya değil sadece günümüzdeki, aynı zamanda çok zamanlı bir dünya.

Hz. Ali demiş ki, çocuklarınızı yaşadığınız çağa göre değil, onların yaşayacağı çağa göre yetiştirin.

Başa çıkılması zor bir dünya oluşuyor.

Sayısal alandaki gelişmeler ve genetikteki gelişmeler, insanlık için çok umut verici ve bir o kadar da çok büyük tehlikeler barındıran iki alan. Bence işin özünde, regülasyon ve hukukun teknolojideki gelişmeye yetişmesi ve yeterince iyi hakim olması yatıyor. Ne olumlu gelişmeler engellenmeli, ne de olumsuza dönüşebilecek şeylere izin verilmeli.

Zor iş.

Hukuk ve bilişimin kesişim noktasında olanlar için parlak bir kariyer olduğu kesin.

Bu yazı Genel içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s