Kod, şifre, parola, şifrelemek


Bazı kitapların tercümelerini okumak çok zor oluyor. İngilizcesinden okusam daha iyi anlayacağım kitaplar var.

Tabii ki bunun böyle olmaması gerekir. Ama kitabın ilgili olduğu konuyu çevirmenden daha iyi biliyorsanız, çevirmenin yaptığı iş en azından konuyla ilgili bir editörün elinden geçmediyse, bazı kitapları okumak acı verici olabiliyor. Robert Slater’ın yazdığı Microsoft’un Yeniden Doğuşu’nu okurken de bunları hissettim. Büyük Mavi’yi Kurtarırken adlı kitabını, Türkçe çevirisinden çok beğenerek okumuştum. Slater’ın tarzının çok akıcı olduğunu biliyorum. Üstelik bu yeni kitabının konusu da benim için son derece ilgi çekiciydi. Çok yakından ilgili olduğum bir kurum olan Microsoft’un tekelleşme odaklı davası sürecinde ve sonrasında yaşananları anlatıyordu. Ama ah o kelimeler…

Kod yazmak, şifrelemek olarak çevrilemez. İngilizce’deki code ve coding, Türkçe’de kod ve kod yazmak olarak çevrilebilir. Türkçe’de kod kelimesinin kazanmış olduğu şifreyi çağrıştıran anlam yüzünden, Bill Gates’in en son 1983’te şifreleme yaptığını yazan bir cümle kuruyorsanız, siz bu alanda çeviri yapacak yeterlilikte değilsiniz demektir. Ya da en azından çevirinizin konunun uzmanı birinin elinden geçmesi gerekir.

Kitap çok güzel, çeviri berbat! Çeviriyi yapan kişini hakkını yemeyeyim. Bence burada asıl sorumlu yayınevi… Ya da editörlük kurumunun yurdumuzda yeterince gelişmemiş olması.

Bu kitapta geçmese de bağlantılı ve yaygın olarak kullanılan bir başka hatalı kelime geldi aklıma: Parola yerine şifre. Yazılımdaki kod yerine şifre kullanımı hatası gibi, kullanıcı ismi ve paroladaki parola yerine de şifre kullanılıyordu bir dönem. Sanırım bu yanlışlık artık bir hayli azaldı.

Öldük size kaldı herşey başlıklı bir şiirim vardı, henüz yayınlamadım. Orada iki mısra şöyle:
“Kelimeler, kelimeler hele de ah illa kelimeler
Öldük size kaldı herşey”

Kelimelerimiz olmasa naparız? Onların böyle yanlış şekillerde, yakışmayan biçimlerde, kafaları gözleri yarılmış olarak kullanılmalarını görmek ne kadar acı!

Öte yandan ne güzel bir nehir gibi akan cümleler içinde onların sesini dinlemek.

Sizi seviyorum kelimelerim. Ve ey dilim, Türkçem, belki en çok da seni!

Kelimeler, kelimeler, hele de ah illa kelimeler…

Bu yazı Genel içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s